Biz

Kelimeleri kendisine yurt edinenlerin dergisidir 46XX. Yıllardır yanımızdan ayırmadığımız o küçük defterden, adı konması uzun zaman alan o bakıştan, boğazımızı acıtan o yutkunuştan, insanın kalbine sıkışan tüm cümlelerden doğdu. 46XX, geçmişin acımasız fısıltılarına değil, yarının gür sesine yer veren bir dergidir.

Tarih boyunca, hiçbir kadının sesinin yükselmesine izin verilmemiştir. Oysa hiçbir acı abartılı, hiçbir öfke uygunsuz, hiçbir istek fazla değildir. Biz bu sayfalarda, dünyaya sığdırılamayanların sözlerine yer açtık. Biz bu dergide bahşedilmiş değil, özgürlüğü geri alınmış bir alandan sesleniyoruz.

Şiir dişi işi

Suskunluğun gölgesinde büyüyen çocuklarız biz… Dizeleri, sessizliğin derinliğinde duyduk. Yaşanmışlıklarımız bütün şiirlerden büyüktür ki sanatta kadın ve erkek yoktur. Çünkü şiirdir insanın anadili. Çünkü şiir ölürse edebiyat ölür.

İşte bu nedenle;

Şiir kapısını herkese açar

Şiir cinsiyetleri aşar

Sesi olanı çağırır

Kadın, insanın değerini estetize etmez, ciddiye alır. Yalnızlığı, dayanıklılığı ve kırılganlığı aynı nefeste taşır. Kadının içindeki erkek, erkeğin içindeki kadın nereye gider ki… Bir insanın kelimesinin diğerine nefes olabilmesi için birbirimizi susturamayız. Şiir, şairin ufka açılan penceresidir. Gece de hece de onundur.

Biz, artık sesimizi kutlamak için buradayız

46XX ile edebiyat, “uslu” olmayı reddeder. Bizim şiirimiz, saklanmaz. Bizim cümlelerimiz, şairden başka kimsenin gölgesine sığınmaz. Tüm ruhları buluşturur. Şiir kalıpları kıran, cümleleri yeniden oynatan bir özgür alandır.

Anlaşılma derdi olmadan anlatanların evidir edebiyat. Aynı iple, ayrı düğümlerde iğneyle oyalanır. Kadın edebiyatı bir kategori değildir. Bir ayrım değil, bir özgürlük tavrıdır. Bu dergi o tavrın satırlara düşmüş halidir.

46XX ile edebiyat, bir dipnot değil baş sayfaya yakışan bir ilandır. Sanatın körelmesinin önüne geçebilmek için arkamıza bakmadan yürüyebileceğimiz tek yol, seçilmiş bilinçli bir sevgidir. Deneme, hikâye veya şiir… Sonunda kendimize varacağımız bir yolculuğa birlikte çıkmaya dair bir çağrıdır.

İçimizden taşıp gelen kelimeler büyüsün 46XX’te… Bir şehir meydanında cinsiyetsizce yankılansın… İnsanın özü bir kanon gibi eşlik etsin birbirine. Yaşamın ritmini duymak ve duyurmak için birlikte.

46XX