EVDEN KAÇAN ERKEK ÇOCUKLAR İÇİN AĞIT

Resim: İbrahimege Teke 7 yaş - Onkoloji-Yılmaz Odabaşı içinAnlık duyguların başı sıfırlı yeniyetmeleriDuygusunu çözemedikleri bu dünyanın yaptıklarınaÖnce şaşırırSonra ağlarKızgın komşu sesine, maç kavgasına, kedi tırmığına değilKader denen piyangoya ağlar.O kocaman isyankâr bakışlar.Kirpiklerini silmeyi tez öğrenir veErkekler ağlamaz komutuna tav olup, yaşam boyu o bilmiş bakışı ararlarErkekliğe giden yolda bir kız gibi ağlamamak ne kadar kolaysaBir …

Resim: İbrahimege Teke 7 yaş – Onkoloji

-Yılmaz Odabaşı için

Anlık duyguların başı sıfırlı yeniyetmeleri
Duygusunu çözemedikleri bu dünyanın yaptıklarına
Önce şaşırır
Sonra ağlar
Kızgın komşu sesine, maç kavgasına, kedi tırmığına değil
Kader denen piyangoya ağlar.
O kocaman isyankâr bakışlar.
Kirpiklerini silmeyi tez öğrenir ve
Erkekler ağlamaz komutuna tav olup, yaşam boyu o bilmiş bakışı ararlar
Erkekliğe giden yolda bir kız gibi ağlamamak ne kadar kolaysa
Bir kızın ıslak bakışlarına dayanmak o denli zor ve günahkâr
İşte orda başlar bir erkeğin başını eğip birbirine dolanan parmaklarını ezmesi 

O çocuklar kimsesizliği tanırlar önce sebebini sorarak gökyüzüne
Dur duraksız bir yalnızlığın peşine düşmüştür ömürleri
Dünyanın sokaklarına çığırırlar ince telli türkülerini yürekli badem ağaçlarına karşı kırılgan
Erkek çocukları da kırılgandır evet, acının gerçekliğini türkülere saklarlar.
Gücün tarihinde kral doğmak yanlışlığını edinmişlerdir. Güçlü değil, ağlak yürekli büyürler. kimse anlamadan sevişmenin zulmünü tadarlar.
Ve gizlemek için tarihin erk yüzünü bilumum hela duvarlarına belden aşağı bir tarih yazarlar.
Kızların yüzü kızarır bu umumi imgelere yine de yarısını anlayamazlar. 

Ne de olsa ata yadigarı, çocuğunu dövmek
Sonra karısını sonra, önüne kim gelirse

Merakın sonu yoktur eğer çocuksa gözlerin. Hep sorar
Güneşi, yağmuru, bacak arasını, ayırmadan sorar dövüleceğini bile bile
Ah İbram önce peygamberdi güçlü saçları
Şimdi türkü çığırır televizyonda cümle aleme
Baba sen neden ibram gibi
‘kara gözlüm efkarlanma gül gayrı
İbibikler öter ötmez…’
Babası yine dövecek onu, kuşa, tavuğa, yavukluya karşı

Boyu kapı tokmağını geçince mahallenin arsızı olmaya başlamasın diye
Babası bacaklarını, anası kafasını kırar hemen her bahar
Çanta bir tarafta kalem öbür diğer köşede ‘eve ekmek lazım!’

Şiddetin terliğiyle yüz göz canım çocuklar
Yağmurdan gayrı hiçbir sesi duymaz olur zulmün saçağı altında
Başka diyarların annelerini düşler dudakları üzerine gölgeler düşerken
Ve kabarırken ömrüne ceza bütün duygular ah o söz dinlemez beden
Çocuk yürekleri eli saçına sevgiyle uzanan parmak uçlarını
Ve yumuşak sesini çaydanlığın kahvaltı sabahlarında
Kenarı dantelli çeyiz mendillerini gül kokan
Bakışı sevgili bir anne babayı ömür boyu arar, mahsun ve kırılgan
Başkaldırılarını gizlemeyi öğrenseler de zamanla, kırılganlıkları bir çocuk hastalığıdır. Gizli gizli yoklar.
Yaralarını sarmak için çok erken tütün basarlar yokluğuna şefkatin
Sonra efkâr dağıttığına inanırlar dumanının
Yavaş yavaş arabeske kayar kulakları ve gönülleri
Komşu kızın şiirini karaladığı karanlıkta kendini okşamaktan sıkılır elleri
Komşu kız yalnızlığa sürgün
Yalnızlık ne büyük ilimdir hele çocuklarda
Annenin fütursuz malı babanın hiç taşınmazı
Umudun kan kokulu yanılgısı
Cıva gözlü çocuklar ah,
Kirpikleri yangın yeri ah,
Hayatın kırık pencerelerinden girer yatağına gece yarıları
ve derin üşürler yalnızlık değil, kimsesizlik çoğaldıkça
Cizlavetin kadim gerçeği bütün bedenini sarar boy uzar
Erik dalı küçülür
Sonbahar yaprakları sevdaya hasretini büyütür
Penceresinde yine o Leyla’nın yüzü vardır. Arzu diye

Kaçmakla kurtulmak arasında koca bir soru işareti
Bir yorganın sert bakışından daha iyidir her ihtimal

Bir gece incelmiş ay ışığında en korkak yürekle en cesur adımlar atılır evden dışarı neresi olursa olsun’a.

Sonra…
Bir ölü olur çoğunluğu kimliği belirsiz
‘Ben hassasım ya da hayat gerçekten kötü.’
Özrüyle bir not bırakırlar boynu bükük masaya okunması değersiz
Hayallerin boynu vurulmuştur, bu işin faili kader denen yüzsüz mü
acaba

Bir de şair olabilirler nadiren sözlerinin değeri çoğullaşarak kimliksiz.
Herkes tanır onları, çocuklukları hariç.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yelda Karataş

Yelda Karataş