İrfan’a

Evvela bu şiire bir özle başlamalı, Sonra söz, Sonra ses, Sonra anlatmalı işte Sana dair detayları. - Ah, eminim dokundukça yanacak elim. Uzandığım her hece ters yüz edilmiş bir çivi gibi batacak etime. - Duyuyorum, ıslığın da yavaş yavaş sızmaya başladı dizelere. Bilen bilir, Bilmeseler de fark etmez; Bir de töz var senden bize kalan, …

Evvela bu şiire bir özle başlamalı,
Sonra söz,
Sonra ses,
Sonra anlatmalı işte
Sana dair detayları.

– Ah, eminim dokundukça
yanacak elim.
Uzandığım her hece
ters yüz edilmiş bir çivi gibi
batacak etime. –

Duyuyorum, ıslığın da yavaş yavaş
sızmaya başladı dizelere.

Bilen bilir,
Bilmeseler de fark etmez;
Bir de töz var senden bize kalan,
Leke tutmaz.

Pürtelaş’ta bir bank varmış,
Saçma sapan…
Yağmur yağıyormuş sonra.
Birbirimizi görüp ağlamış,
Sarılmışız.
“N’aptın bize?” demişim,
“Kardeşimsin benim” çıkmış
Ağzından.
Sana yakışır bir veda,
Ama sana yakışmaz veda.

Hikayelerin asılı bu evde bir yerlerde de,
Dolanıyor masa ve kanepede.
Kim bilir kaç kentin kaldırımlarından geçti,
Sana yolu düşenlerin kaburgasına yerleşti.

Öyle afili, fiyakalı da değildin,
Neydin neydin…
Hah,
Tastamam ve hakikiydin.

Hamiyet derdin,
borçlar derdin,
seyirci derdin,
“Dün gece yine çok sevdiler” derdin…
“Yoruldum abicim” derdin,
“Denizi özledim” derdin.

Yalan yok, bu şiir canımı sıkmaya başladı.
Çünkü sığmıyorsun buraya da,
Dünyaya nasıl sığamadınsa…
Öyle büyük, öyle çocuk,
Öyle koca bir boşluk.

Görüyorsun ya;
Ses de burada,
Söz de burada,
Hala…
Bir sokak arasında,
Bir sohbet sofrasında,
Payına masaya vurulan kadehin
Yankısında,
Anneciğinin fatihasında,
Aşığın hatırasında,
Ötekinin davasında,
Yenilmişin son barikatında
Ve gönlü kırık kardeşinin
Rüyasında. 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İnci Öztürk

İnci Öztürk