gönlümün müşkilin de bana yâren olana kurban olayım. ki yâr biçâreliğimden bîhaberdir. lamı cimi yok başımdaki püsküllü belâların. sırdaştık. yârenime dert yandım. dedim ki: “bak kahpe felekte böyleyken böyle felaketim”. derin bir iç çekti. dedi ki: “olur öyle makûs silsileler. karmaşadır yaşam. tevekküle bırakmalı…” ferahladım. lâkin dermansızdım anlamadı dermansızım. gün, mevsim geçip vakitsiz akıl erdirdiğinde… …

gönlümün müşkilin de bana yâren olana kurban olayım. ki yâr biçâreliğimden bîhaberdir. lamı cimi yok başımdaki püsküllü belâların. sırdaştık. yârenime dert yandım. dedim ki: “bak kahpe felekte böyleyken böyle felaketim”. derin bir iç çekti. dedi ki: “olur öyle makûs silsileler. karmaşadır yaşam. tevekküle bırakmalı…” ferahladım. lâkin dermansızdım anlamadı dermansızım. gün, mevsim geçip vakitsiz akıl erdirdiğinde… sevginin ikilemi ile yüzleşti.

mütalaa etti: imkânsıza çare olur muyum? kâbuslarım tekerrür ediyor: sen vefasız mısın kalbimin şavkı? mahzunlaştı: hissiyâtım günahımdır. debeleniyorum.

özüme erişene kurban olayım. hâlime manidar çelebiye, mürideye. çile bilene. ali yarasına merhem sürene. musa inancına. yusuf’un mintanının sırtından yırtıldığına şahit kadıya. putları kıran ibrahim’e. âdem’in (omuzda bin bir melek döndüğü üçün, ne kutlu kişidir dediği) sultan yusuf’un, öz garındaşı bünyamin’e. kardeşin kardeşe sarılıp ağladığı akşama…

6 Eylül 2026, Acıbadem.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Levent Karataş

Levent Karataş