Üşüyorum dedi sessizce, Anlamadım! Battaniye uzattım hemen, Yün kokan kalın bir kalkan.  Sarılmamı istiyordu oysa, Anlamadım! Omuzlarım vardı, Eski liman gibi sığınak, Dalgalı gecelerde korunak. Ben anlamadım yine de, O üşümeye devam etti; Damarlarında ince kırağı, Gözlerinde kar. Bazı üşümeler geçmez yünle, Örtülmez battaniyeyle; İnsan ister Sessizce sarılmayı. Soğuğu hava sandım önce, Rüzgâr sandım, Fırtına …

Üşüyorum dedi sessizce,
Anlamadım!

Battaniye uzattım hemen,
Yün kokan kalın bir kalkan. 

Sarılmamı istiyordu oysa,
Anlamadım!

Omuzlarım vardı,
Eski liman gibi sığınak,
Dalgalı gecelerde korunak.

Ben anlamadım yine de,
O üşümeye devam etti;
Damarlarında ince kırağı,
Gözlerinde kar.

Bazı üşümeler geçmez yünle,
Örtülmez battaniyeyle;
İnsan ister
Sessizce sarılmayı.

Soğuğu hava sandım önce,
Rüzgâr sandım,
Fırtına sandım.

Meğer benmişim o soğuk!

İçimde donmuş bir göl,
Üstü ince buz.
Kırılmayı bekliyor hâlâ.

Hâlâ üşüyorum.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mehmet Yağıbasan

Mehmet Yağıbasan