Ben de Orpheus gibi çalıyorum şimdihayatın tellerinde ölümün ezgisinive yeryüzünün, bir de cennetin efendisigözlerinin güzelliğine söyleyebileceklerimkaranlık şarkılardır yalnızca. Unutma, sen de ansızın, hanio sabah, kurumamışken dahadöşeğin çiy yağmurlarından,karanfil henüz uyurken göğsünde,görmüştün o karanlık nehri,akıp giderken senin kıyılarından. Gerip suskunluğun telleriniakan kanının dalgalarına,ses veren yüreğine sarılmıştım.Gecenin saçlarına dönüşüvermiştibir tutam saçın gölgelerde,karanlığın o kömür rengi tanelerikar gibi …
Ben de Orpheus gibi çalıyorum şimdi
hayatın tellerinde ölümün ezgisini
ve yeryüzünün, bir de cennetin efendisi
gözlerinin güzelliğine söyleyebileceklerim
karanlık şarkılardır yalnızca.
Unutma, sen de ansızın, hani
o sabah, kurumamışken daha
döşeğin çiy yağmurlarından,
karanfil henüz uyurken göğsünde,
görmüştün o karanlık nehri,
akıp giderken senin kıyılarından.
Gerip suskunluğun tellerini
akan kanının dalgalarına,
ses veren yüreğine sarılmıştım.
Gecenin saçlarına dönüşüvermişti
bir tutam saçın gölgelerde,
karanlığın o kömür rengi taneleri
kar gibi yağarken yüzüne.
Senin bir parçan değilim ne yazık ki,
yakınmaktır şimdi tek yapabildiğimiz.
Orpheus gibi, ben de biliyorum artık
hayatın asla ayrılmadığını ölümden.
Şimdi ben, sonsuza kadar kapanmış
gözlerinin maviliklerinde yüzmekteyim.
Ingeborg BACHMANN
Çeviri: Ahmet Cemal
Toplu Şiirler, YKY
Yazar




