"Nerede gömdürülmeyen bir ölü varsa, oranın işi bitmiştir. Orası neresi ise insanlıktan çıkmıştır. Oradaki kötülük gelir, bir gün sizi bulur. Çorap söküğü gibidir kötülük devamı gelir."Şebnem İşigüzel'in yazdığı, Berfin Zenderlioğlu'nun yönettiği oyun Nazan Kesal'ın oyunculuğuyla Furüg Ferruhzad'a dönüşüyor.Füruğ'un çocukluğu, aşkları, evliliği, yalnızlığı bütün kırgınlıklara rağmen şiirle kısa bir yaşama sığdırdığı mücadeleye dönüşüyor. Nazan Kesal tek …
“Nerede gömdürülmeyen bir ölü varsa, oranın işi bitmiştir. Orası neresi ise insanlıktan çıkmıştır. Oradaki kötülük gelir, bir gün sizi bulur. Çorap söküğü gibidir kötülük devamı gelir.”
Şebnem İşigüzel’in yazdığı, Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği oyun Nazan Kesal’ın oyunculuğuyla Furüg Ferruhzad’a dönüşüyor.
Füruğ’un çocukluğu, aşkları, evliliği, yalnızlığı bütün kırgınlıklara rağmen şiirle kısa bir yaşama sığdırdığı mücadeleye dönüşüyor. Nazan Kesal tek perde, 75 dakikalık performansı ile Füruğ’u sahnede ikonik bir karakter olmaktan çıkarıp doğruları ve yanlışlarıyla seyircinin soluksuz izlediği bu yaşama ortak ediyor.
Mollalara ve düzenin dayatmalarına direnen Füruğ, görmezden gelseniz de burada olmaya devam edeceğim, diyor. Kalabalıktan arınmış sahne dekorunda masa, kova, beyaz çarşaf Füruğ’un yaşamına dair metaforlara dönüşüyor. Oyun sahnedeki masanın etrafında başlayan bir iç döküş. Ve musalla taşındaki Füruğ’un toprağa emanet edilmeyi bekleyen bedeni ile toplum üzerinden derin hesaplaşmalarla devam ediyor. Nazan Kesal’ın performansı, metindeki lirik tempoyla birleştiğinde ortaya bir şiirle yükselen melodi çıkıyor. Cümlelerin uzunluğu, esler ve vurgular, bir tiyatro oyunundan ziyade uzun bir senfoni izliyormuşsunuz hissi yaratıyor. Cesur, sözünü sakınmayan Füruğ’un çığlığı; ötekileştirilen, yok sayılan bir kadının bütünlüğünden evrensel karanlığa bir deniz feneri gibi ışık tutuyor.
“Sessizlik nedir, sessizlik nedir, ey en iyi sevgili?
Hiç söylenmemiş sözler mi?”
Nazan Kesal ise “Yaralarım Aşktandır” oyunu ile Füruğ Ferruhzad’ı hem kendi içinde sıkışmış, hem de toplumsal baskılara meydan okuyan sert bir figüre dönüştürüyor. Bir kadının sadece aşka değil özgürlüğe ve tutkularına bağlılığını oyunun son anına kadar hissediyorsunuz. “Yaralarım Aşktandır” bir bakıma Füruğ’un yıkımı karşısında varoluşuyla yanı başımızda durmaya devam ediyor. Oyun sonunda derin bir sessizlik içinde kalıyorsunuz. Yaralarım Aşktandır, kelimelerin gücüne inanan ve edebiyatın tiyatroyla dansını seven her izleyici için tam bir estetik ziyafet.
“Zaman geçti ve saat dört kez çaldı.
Sokakta rüzgar esiyor.
Sokakta rüzgar esiyor.
Ve ben çiçeklerin çiftleşmesini düşünüyorum”
Yazar





