Sarı evlerin ışıklı duvarlarına Mihraba doğru yürürken sen Buklelerinden düşen çiçek yapraklarıydı Ay’ı kapatmayan bulutlara Yıldızlı gökyüzüne ve sana Sana Nastyenka sana Koca bir ömre sığdırılmış bir anlık mutluluk İnsandan başka gidecek yer yok “Bir anlık mutluluk koca bir ömürde az şey mi?” Kentin mutsuz insanları Doğadan uzak yaşamları Birbiri ardına sıralı donuk yüzler Bir …
Sarı evlerin ışıklı duvarlarına
Mihraba doğru yürürken sen
Buklelerinden düşen çiçek yapraklarıydı
Ay’ı kapatmayan bulutlara
Yıldızlı gökyüzüne ve sana
Sana Nastyenka sana
Koca bir ömre sığdırılmış bir anlık mutluluk
İnsandan başka gidecek yer yok
“Bir anlık mutluluk koca bir ömürde az şey mi?”
Kentin mutsuz insanları
Doğadan uzak yaşamları
Birbiri ardına sıralı donuk yüzler
Bir yerdeydim, bir kentin kapısı
Kuş tüyü ağırlığında yürüdüm
Tarlalardan, çayırlarından geçtim
Ruhum ağır bir yükten kurtuldu
“Çelimsiz bir kız benim şehrim”
Narin yüz hatlarına kan yürüyor beyaz gecelerde
Bir kahkaha patlatsa ışıldar gök yüzü
Ve yüzüme bir ışık yansır
Bir ses duyarım, bir çocuk hıçkırığı
Demirlerin soğuk yüzünde elleri
Kalbi ağlamaktan pas tutmuş
Aklı bir şeye takılmış belli ki
Tüm dileklerim kalbimde saklı
Sarıya boyanmış binalardan
Başka kime sarıldım ben
Dilimi tuttum, tuttum dileğimi
Yaşlarına yetişmek için
Tüm cümlelerimi yuttum
Ellerini hatırlıyorum
Sımsıkı, soğuk, titrek
Sevgi dolu ellerini üşümüş
Başkasını tanımaya çok zamanı varmış
Bir iğneyle hayata tutunmuş
Kendini tanımaya hiç fırsatı yokmuş
Beni artık biliyorsun
Seni sevebilirim
Beni ilk önce bilseydin
İlk yine seni severdim
Yazar




