-Ünzile’ye yeniden bakış-Döl sertçe tükürüldü adeta anasının içine Bir cenin böyle hoyrat düşmemişti hiçbir rahme Adam Kadınsız Kendi başına yaptı onu Ses yoktu Umut yoktu Aslında adamın bile adı yoktu Annesi de mi yoktu? Belik, fersiz gözleri yerde, soğan ve ter kokandı Dışı dün, içi geçen gün gibiydi Ah rahmi yüreği kadar acıdı Belik… Keşke …
-Ünzile’ye yeniden bakış-
Döl sertçe tükürüldü adeta anasının içine
Bir cenin böyle hoyrat düşmemişti hiçbir rahme
Adam
Kadınsız
Kendi başına yaptı onu
Ses yoktu
Umut yoktu
Aslında adamın bile adı yoktu
Annesi de mi yoktu?
Belik, fersiz gözleri yerde, soğan ve ter kokandı
Dışı dün, içi geçen gün gibiydi
Ah rahmi yüreği kadar acıdı
Belik…
Keşke sadece bir şiir olsaydı…
Adam vardı
Kadın yoktu
O sadece bir çocuktu…
Yediği azdı
Çorabının parmakları çıplak
Bebek buklesiyle biten saçı kapalıydı
Çocuktu…
Sanki karnındaki cenin ait değildi kendisine
Bu bir evcilik oyunu olmalıydı…
Tüm dünyaya kapatılmış bir göz gibi Belik
Sessizliğin ininde tiz bir çığlık Belik
Vazgeçme hakkı olmayan bir anne
Belik keşke sadece bir şiir olsaydı
Dize yok tarif etmeye…
Adının bile farkı yok
Öyle katıksız öyle pür ki
O
Bir dölmatik, aşmatik, tarlamatik, sağmatik, silmatik
Ya da işte her ne gerekirse…
KORO
Adam bağırıyordu
Süt sıcaktı
Ah babasının eril dili yanmıştı
Belik adamı bir güzel yakmıştı
Yediği yumrukla yere düştü çocuk gelin
Öfkesi dinmiyordu ki kocanın
Bu kez beliyle değil ağzıyla tükürüyor, tekmeliyor
Bastonuyla sırtına vuruyordu 12’lik kadınının(!)
Belik kızın patlayan dudağından, kaşından akan kanı,
Bacak arasından gelen kan izledi
Başı mı ağrıyordu yoksa ceninin?
Adam bir anda ne yaptığına uyandı
Akan kana yalvarır gibi bağırdı:
KOCA(!) DEDE
Tut tut içinde tut onu
O benim son dölüm!
Kolay mı koydum sandın oğlumu…
Belim durdu artık
Belim tuttu artık
Sen de tut
O benim ilk tutan son dölüm
KORO
Söz dinlerdi Belik
Konuşan sapığın bastonu olursa
Sanki dilendi bebeğine
İki elini apış arasına yapıştırıp bastırdı yavrusunu içine…
Elleri, yüzü, mahremi
Hepsi kan içinde
Birinin şanssızlığı diğerinin şansıdır işte…
BELİK
İlk o an dokundum bebeğime…
Gitme, bitme, kal benimle
Yaşamak mıydı ikimizin de kaderi bilinmez ki
Adam mı, şartlar mı değişti
O günden sonra
İzin vermedi
Eğilmeye, uzanmaya, eziyetli hiçbir işe…
Öfkesi burnunda, eceli koynunda
Dölü ölür korkusundan bir daha dokunamadı bize koca(!) dede
Ve doğunca
Kabul edilmesi imkânsız ‘var olmayışıma’ ağladım içimden
O büyüdü, anne değil bir çocuk gelinle…
Başıma geleni anladım bu süreçte…
Ellerim hep nasır, hayatım aynı yerde değersiz hasır…
KORO
Ve adam caka atsa da belinin kuvvetiyle düğünde, dernekte ve kahvede
Kemikleri küçüldü zaman içinde
Bağırıyordu her gün ve yine
Belik daha çok korksun diye
Kız canından bezdi…
Zaten ederi, mutfaktaki sarı bezdi
Koca(!) dedesi sussa yeterdi
Uykuda düşlerine bile yer veremezdi
Oğlunca bir canavardı adam
Babasınca canavar gibi bir oğlan
Bir baba
Oğlu olan, evladı olmayan
Ve bu oğul,
Çocukluğu eksik annesine hem hasret hem de hayran
Kalbi boğum boğum Belik’e dolanan…
Oğul, bir gece kaptı sarı bezin yanındaki bıçağı dayadı babasının boynuna
Akan kana zevkle bağırdı:
‘Öldün sen ne mutlu hayata’
Gelinler olmasa keşke, çocuk ise…
Çocuklar büyümese anne kederiyle
Şiirler bittiğinde acılar da bitse
Yazar




