Yaprakları gitti, ağacı kaldı yalnız; bir de kuşların titreyişi.  Olmayan saksılarla dondurdum evi. Bağrışıyorlar içinde şimdi. Ormanların uzantısı kapılar, çerçeveler, eşyalar; gıcırtıları aç çocuk ağlaması. Zaman israfı akan sular, elimde değil; duvarlarda küflü insan silüetleri Eksik bir valizle kendime yolcu. Ne yalan söyleyeyim, evler birbirine komşu; gidilmiyor istenilen yere. Sadece gidilmiş, varılmış gibi yapılıyor eşiğine …

Yaprakları gitti,
ağacı kaldı yalnız;
bir de kuşların titreyişi. 

Olmayan saksılarla
dondurdum evi.
Bağrışıyorlar içinde şimdi.

Ormanların uzantısı
kapılar, çerçeveler, eşyalar;
gıcırtıları aç çocuk ağlaması.

Zaman israfı akan sular,
elimde değil;
duvarlarda küflü insan silüetleri

Eksik bir valizle
kendime yolcu.
Ne yalan söyleyeyim,
evler birbirine komşu;
gidilmiyor istenilen yere.

Sadece
gidilmiş,
varılmış gibi yapılıyor
eşiğine bile basmadan.

Öpüyorum iki göz evi.
Penceresinde salınan sabah,
köşesine ilişmiş;
havalandıkça yüreğim.

Yol işçisiyim,
ağır kaldırımlardan sorumlu;
içine döşenmiş
sıralı sıralı taşlar.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Nurten Sınırtaş

Nurten Sınırtaş