İçimdeki ses, söze dökülemeyen derinlikte Kemiğime değdi tiz bir yankının kesiği Tırıs giden bir at sanki koşuksuz, kanatsız Söze dökülemeyen derinlikte içimdeki ses Gözüme uyku girmeyen gecenin karanlığında Yine o uzun yürümelerden birinde Yağmur taneleri döküldü yeryüzüne İçimdeki ses, yorgun ama ümitsiz değil Ritmik ve temkinli Kelimelerine gem vurmuş Kendi elinde dizginleri Bir öfkeyi dalga …
İçimdeki ses, söze dökülemeyen derinlikte
Kemiğime değdi tiz bir yankının kesiği
Tırıs giden bir at sanki koşuksuz, kanatsız
Söze dökülemeyen derinlikte içimdeki ses
Gözüme uyku girmeyen gecenin karanlığında
Yine o uzun yürümelerden birinde
Yağmur taneleri döküldü yeryüzüne
İçimdeki ses, yorgun ama ümitsiz değil
Ritmik ve temkinli
Kelimelerine gem vurmuş
Kendi elinde dizginleri
Bir öfkeyi dalga dalga soluyor geçmişiyle
Henüz dörtnala koşmadan yorulur mu içimdeki ses
Bir kez olsun şaha kalkmalı hiç değilse hayalimde
İlk söz ‘oku’ der gibi
Yaşa-yazmaya gelmiştir çünkü dünyaya
Koşmaya sevdalı adımlarım rahvan şimdi
İçimdeki sözün uzun yolculuğundan
Bir başka yankı, dışarıda
Sessiz kahkahası bir kadının
Yoksa bir martının çığlığı mı?
İşte o tek ses sözüm oldu, uçtu gökyüzüne
Yazar





