GECENİN HİKAYESİ

tütsülenmiş duaların ardından anın kadrajına takılı kalan fotoğrafları tozların arasından çıkarıp ateşin kollarına terk ettiğinde başlıyor gecenin asıl hikâyesi yanan her kahır zerresi yıldız tozuna karıştığında yeniden merhaba diyor ay ilk dördünde sönüyor tüm ışıklar   karanlıktan ürkse de omuzlarındaki benlerden kayıyor uykunun şefkatli ellerine yaş alsan dahi yanaklarında parlayan Alp çocuk ben parmaklarımda harfler kulağımda …

tütsülenmiş duaların ardından
anın kadrajına takılı kalan fotoğrafları
tozların arasından çıkarıp
ateşin kollarına terk ettiğinde başlıyor
gecenin asıl hikâyesi
yanan her kahır zerresi
yıldız tozuna karıştığında
yeniden merhaba diyor ay ilk dördünde
sönüyor tüm ışıklar  

karanlıktan ürkse de
omuzlarındaki benlerden kayıyor
uykunun şefkatli ellerine
yaş alsan dahi yanaklarında parlayan Alp çocuk

ben parmaklarımda harfler
kulağımda kesik nefesin
kara sırlarla işlenmiş eteklerine saklanıp gecenin
göz kapaklarıma kazıyorum
tersine evrilişinin
ve
beni dümdüz ehlileştirişinin resmini 

sesinin peşi sıra koşup
arap saçıma bir düğüm daha atıp
kirpiklerinden tutunup hayata
adına artık sıfat eklemeden
ihtimaller zincirimden belkiler ayıklarken
sorguluyorum inandıklarımı bir kez daha
içimdeki ermişe inanıyorum
ve
biraz da cadıya
perilere
ve
şeytana
sataşıyorum
zamanın gazabından kurtardığım parçalarımla
çocukluğumu
ve
çocukluğunu
koruyorum  

şafak sökerken
şehirlerden dağlara yankılanan aksiyle
Tanrı sesleniyor adıma
‘Uyu
Uyu, çünkü
kendi çocuklukluğunu tüketen
kendi masumiyetini dişleriyle kemiren
tek yabanisi sensin hayatın’

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gizem Gülşen Çam

Gizem Gülşen Çam