Gizem Gülşen Çam

Gizem Gülşen Çam

KARA MASAL 

Enkazını teşrih masasına yatıran bir kazıcıyım ben Her fırça darbesinde eksiliyor bedenim Her dokunuşta un ufak oluyor ruhum Toprağın karnı hiç konuşulmayan paslı bir dile gebe Ağzımda mühürlenmiş hakikat Kireçlenmiş bir tablet kırığı!  Eski bir çöküşü haykırıyor o taş Tekil bir sancıyla "ben" diye çırpınıyor Ben... Beni... Çoğul bir cinayetle örtüyorlar üzerini: Biz... Bizi... Kendi …

TOPRAĞIN HAFIZASI HALET 

Bir kadın;Sabah uyandığında karşısında aynalar yerine yeni kazılmış toprağın tortusu. Sırtında toz ve terden ağırlaşmış beyaz bir bez. Bir odada değil; yer yer rüzgârın dansına karşı koyamayan hırpani bir çadırda...Elinin altında yalnızca kitaplar yok:TaşlarÇizimlerNivolar,Eski haritalarEski el yazmaları, eski alfabeler var.Ve henüz okunamamış bir sessizlikGün ışırken toprağa eğilir.Binlerce yıl önce yaşayan insanların ardında bıraktığı izlerin peşine …

12 EYLÜL SÖZÜN SUÇ SAYILDIĞI GECE

Gece, bir mektup zarfının yırtığından sıyrıldı.Ayak sesleri büyüdü; vakit, kapı aralıklarında donduRadyolar sustu, sessizlik kuşaklarca sürdüNemli duvarlarında işkence artığı hayatınBir el tarihi karalarkenKimse uyumadıveKimse uyanmadı o gece…  Bazı tarihler, takvim yapraklarında asılı kalır. Bazı tarihler, insanların sesinde düğüm olur. Bazı tarihler, bazı evlerde yıllarca fısıltıyla söylenen bir isimdir.Bir kadının tavan arasında sakladığı siyah beyaz bir …

SAĞIR GECEDE FISILTI 

Dünyanın göbeğinde kurt Benim ellerimde barış kanıyor Kurtulmaya çalıştıkça Tırnaklarıma işliyor Dişlerimi sıktığım her gece Bir çocuğun uykusunu bölüyor Ortadoğu'da Ebabillerin ağlayan sesi değil  Barışın suskun vebali  Bir merminin kovanında saklı toz Bir askerin cebinde unutulmuş fotoğraf Kararmış kenarlarından Annesi gülümsüyor hâlâ Oğlunun göğsünde barış Bir süngü gibi saplı Sınır boylarında devrilen traktörler Sokaklarda biriken …

ORADA ÖYLE BİR YERDE BİR MANİFESTONUN KIYISI 

bana sorarsan ihanet iyi bir kahvaltıdır domatesi bıçakla kesersin ve kanı akar ekmeğe sabahın beşinde bir bulut çöker avluya fare zehriyle yıkanmış bir tanrı balkondan sarkıtır ayaklarını komik  ben ki kaldırım taşlarının altında plaj arayan son turist sayılırım  göğsümde gezdirdiğim bu paslı çakı ne zaman açsam bir şiir  ortalık kan revan susmak yakışmıyor dilimin ucundaki …

YARIM AMİNİN YASI

Annesin biliyorum Sütünden zehir sağıyorsun hala Çocuk büyüdü Senin memelerinde hala diş izleri takvim gibi Her ninni boğazında can kırığı  Oysa ben senin karnında bir kara delik  Oradan bakardın dünyaya Göbek bağımla bağlardın intiharlarını Beni doğurdun ve kendini gömdün Kendini gömdün ve beni doğurdun Şimdi aynı mezarın iki ucunda Solucanlara anlatıyoruz aynı rüyayı Anne Senin …

BU BAHAR’IN ÇOCUKLARI 

bir zamanlar bir bayramı tuttuğumda küçüktü ellerim ben tek sıraya dizdim çocukluğumu renk renk bayram kıyafetleriyle basmadan ardımdaki çocuklukların ayağına  ellerim şimdi yalnız toprağa yaklaşıyor düşlerim gri  ve gökyüzü artık çocukların gözyaşlarını ağlıyor bayram sabahlarında bu masalın sayfaları esrik ve ben ellerimle sessizce yazıyorum adını ölümlerin kimse sormuyor hangi oyuncağın cıvıltısını çaldı şeytanın ıslığı neden …

GECENİN HİKAYESİ

tütsülenmiş duaların ardından anın kadrajına takılı kalan fotoğrafları tozların arasından çıkarıp ateşin kollarına terk ettiğinde başlıyor gecenin asıl hikâyesi yanan her kahır zerresi yıldız tozuna karıştığında yeniden merhaba diyor ay ilk dördünde sönüyor tüm ışıklar   karanlıktan ürkse de omuzlarındaki benlerden kayıyor uykunun şefkatli ellerine yaş alsan dahi yanaklarında parlayan Alp çocuk ben parmaklarımda harfler kulağımda …