46XX

46XX

Gözyaşıyla Söner mi Yangın

gözyaşıyla söner mi yangın ey ölüm ben ne aptalım  okunur mu yolladığım mektup tutuşmuş bir kalemle yazdığım  dağıldı oyuncak atımın boncukları bütün çeşmeleri kurudu sokağımın kapladı göğün yüzünü kara bir örümceğin ağı halden anlar mı acaba güneş ama o hiç sokak çocuğu olmadı uyumadı kaldırımda farelerle yanyana şair de olmadı hiç beyaz ince bir dizeyle …

“Hüthüt”

Sanki düğün olmuştur Sevmiş, sevilmiş, yenmiş, yenilmiş Çekmiş, çektirmiş Oyun hüzün olmuştur.  Düştür doğaldır içlenme Bezginlik göllerinde bir gece Karanlıkta senin de Yüzdüğün olmuştur. Ay peşinde Bitkin akşamlar nikotin Düşer bir gün giyotin Aksâdeler giyindiğin olmuştur. Süleyman ve Sabâ, hüthüt ve Belkis Söylerdi sorsaydık, geç git, bunlar - - Necatigil yok şimdi Belki bir gün …

füsunkâr 

Müzik!Dalgalar mı, atomların dizilişindeki düzenin benimatomlarımın dizilişiyle çakışması mı!Hâlelerin eş düşmesi mi! Olanaksızlığın paylaşılmasımı! Bir şey işte!Nilgün MarmaraKökünü arıyor yeryüzü, suya küçülüyorarmonisiz bir müziğe doğruyumses atomları izimi sürüyorkimin rüyasına yakalandığını bilmeyendurgun beyazlık… düşüyorumellerimle düşünüyorum artıkaklımın endişesini bedenim oyalıyorten büyük cümlesen bunların hiçbirine aldırmıyorsunkarınca yuvalarını gözlüyor, uzun yürüyorumanlamları eksiksiz okumaktan,rahatsızım, bu sezgi açıklığındanyeraltı canlılarına yüksek perdemezar …

: parrhesiastes

canımız kimdir: bir kendimiz yek diğerimizsu akıştır, bellisiz bir yolbir tahta köprüden ayaklarını sarkıtankaygıdır, bu nehri sana katran gösterenher yerden herkese en uzakşimdide açılanaşağıdan yukarı konuşan aşağıyı ve alçaklığı: parrhesiastesbaşımıza geleceklere rağmen ölümden  kelimeler yürür açık damar yollarındangörünmeyenin gücü besleryaşam kaynağıdırdoğru senden serpilir, başkasındannefesinin düzeniyle oku dünyanın yokdüzeninikirlikantemizkankirlikantemizkankan, akıştır kulakçıkkapakçıklardanduyulmayan şeyler ondadıratan bir kalpten büyük ölüm …