Home/4. Sayı

4. Sayı

NAFTALİN

Düşerek geçiyor zaman,Mavi bir ırmak gibi süzülerek.Özlediğim ne varsa geride,Uçurtma, topaç, sokak satıcılarıGeçmişi satmıyorlar yeniden.Bir ipin ucundan kopmuyor,Sahiciliğini kaybettiğim evren.Kırılgan bir gemiyim şimdiYol nerede, yolculuk nereye ? Bir ben kaldım, bir de bendeki çocukOysa bir bayram geçerdi sokaklardanOysa bir sokak olurdu bayramEskiden daha güzel gelirdi herşeySesleri halen yaşamaktayken özlediklerimin.Bir günün sonunda ayrıldım her birindenÖnce uçurtmamı aldı …

BU BAHAR’IN ÇOCUKLARI 

bir zamanlar bir bayramı tuttuğumda küçüktü ellerim ben tek sıraya dizdim çocukluğumu renk renk bayram kıyafetleriyle basmadan ardımdaki çocuklukların ayağına  ellerim şimdi yalnız toprağa yaklaşıyor düşlerim gri  ve gökyüzü artık çocukların gözyaşlarını ağlıyor bayram sabahlarında bu masalın sayfaları esrik ve ben ellerimle sessizce yazıyorum adını ölümlerin kimse sormuyor hangi oyuncağın cıvıltısını çaldı şeytanın ıslığı neden …

Solgun Bukleler

Bir çocuk...Gözlerinde yetişkin bir hüznündurgun hareleriSolgun bukleleri ayrı düşmüş birbirindenElinde anlık, küçük bir teselli Bir çocuk...Yüreğinin köşesine saklamış çocukluğunuve suskun, toz kokan gamzelerini. 

DEĞİL

Odayı doldurdu döşeğin üzerine annemYüzünde sargın gündüzKavuran sıcak al mavi çelik Cebim delik, kabuğum çamurUtancım dolaştı ayağımaOn yaşındayım, hatırlıyorum, şurada buradaÜç kuruşa çocukluğumu büyütüyorumBöldüğümüz ekmek değilGömdüğümüz Güneş değilKat kat körleşen sofradaYediğimiz hayat değilYavrulamış gece, yıldız emziriyor irili ufaklıGök ufalmış, görsen elim değecekAy yarım ağızlıDurup dururken soğuk soğuk dökülüyorSebepsiz değil üşümemUzun uzun dalıyorum camlanmış yarınaDünyayı yurt saymış …

İSKEMLE

Yelda Karataş’a dünyandan uzanırsın bu boylu boyunca bulutlaraöyle ki güneş sımsıkı ısıtırbeklenenin aksineve sis kaplar dumanıylabu sefer artık zehir zemberek dolaşırsu birikintisi sonradolar su ve zehir ve subunca şeyden sonra sensen kökü nerede bilinmeyen bir ışık hüzmesisen ki yakutun sol camından izlersinbizi, yaşamı ve dengini yaşam seni seyreder der ki gözlerin ne renkyaşam sana bakar ve der …

NE ÇOK ÇİÇEK AÇIYOR

Ne çok çiçek açıyor,hiç savaş çıkmayacak gibi.Arılar polen dağıtıyorhiç ölmeyeceklermiş gibi, ölseler dekovanın yaşamı hep sürecek,hiç yangın çıkmayacak,hiç kuraklık olmayacakhep yeni döller,hep taze kan.Ağzımızda dinmeyen bir bal tadı,hiçbir fırtına kırıp dökemeyecekmişyıldızlara açılan penceremizi. O yüzden görmezden geliyor çocuklar solan çiçeğin toprağa düşüşünü.Görmezden gelmeliler çünkühiç savaş çıkmayacakmış gibi büyümeliler.Taze kalmalı kanları,kararmamalı yüreklerive seslerindearıların neşeli vızıltısı.Adımları güçlü,gözleri ışıklı.Hazırlıklı olmalılargörmezden gelemeyecekleri …