Dokunmanın yaktığıtüm karşılaşmalarınzaman-ın koordinatlarında, hidrojen ve oksijeninyanmasıdır özündeakıp giden suyun hikâyesi belki bacakların-ın arasında.
Dokunmanın yaktığıtüm karşılaşmalarınzaman-ın koordinatlarında, hidrojen ve oksijeninyanmasıdır özündeakıp giden suyun hikâyesi belki bacakların-ın arasında.
‘gittim geldimkara saçlarımdan kurtuldum’* beyaza döndümbeyaza döndüm.yaşanmıştı, yaşadıydım.güzdüm,sonra kış.toprağı donayazdıran ayazdım.içimde çatırtısı dün buzullarının,çatılarından sarktım bu kentin.gözüne gözüne baktım,gözüne gözüne battımsokaklarından geçenlerin.kar örterken bin yıllık ayıplarıben örtülerimi açtım.karnım gayya kuyusu,ölülerimi doğurupbuzlu sulara attım.tutamadım,olmadı,taa Sarayburnu’ndan bir çığlık esti saçlarıma.karaydı, karanlıktı saçlarımyıldızlı gök sandıydımkibeni bir gençlik boyu sakladıydı.ağardı gök uzak denizlerde,ben gözlerimi kapadım.karnımı güneşe,saçımı beyaza açtım. *Gülten Akın
Zamanın durduğu anda Yirmi yedi nesne; kimisi zevk kimisi acı. Kimisi de tam ortası Geçici gerçeğin sanatı Fiziksel ve mental köprüler Objeler eşliğinde kişisel perspektifler Sevinç ve korkunun kokusu Anlık gerçeğin kalıcı duygusu Eylemle objelerin ve bakışların sesi Acıların yaraları ve onların izleri Önyargılar ortasında bir kadın yalnız ‘Yıldız olmak üzere yola çıkan bir kara …
Rüzgarın ağrısı tenimi çürüttü, Geceyi bekledim gün usulca giderken. Balkonumda suskunluğum Sandalyem, ben ve ay Dokunduk birbirimizin bahçesine. Uzadı sigaramın dumanı Sarı bir bozkırda koşan kısrak kadar Aceleci, ürkek bakışların yelesinden Gökyüzünün tarlasına dört nala koşarak Savaşçı bir kavmin yorgunluğuyla Dağları çizdim önüme, Irmaklar boyun eğdi, Taşların sesi duyuldu Uzaktan çok uzaktan Uğultusu kaldı ormanların. …
Vurulmuştu çocukluğuve altından kelepçe bileklerineKınalı sol elinin avuç içine bıraktı sağ elini,güç versin diyeZarif, çocuk boynu vardı,kuğu inceliğindeve kim bilir hangi oyundan kalanson gülüş kırıntıları aklının köşesindeAk gelinliği giyip büyümek yerine,büyüyüp de aklara bürünmek vardı hayallerinde.Ayazında gecenin bir vaktibir “gelincik” daha soluverdikanatarak düşleriboğazına sessiz çığlıklar çöküverdi…
Resim: Hakan Abdülhamid CerrahoğluKırmızı defterin yanında beyaz mendil Ülkenin yanında başka bir ülke Kartallarla paylaşıyor gökleri güvercin Bardağın yanında ekmek Kapının yanında bir başka kapı Dostluğu yaşamalı birbiriyle her komşu Gecenin sonu gündüz Elinin yanında sımsıcak bir el Kardeşçe bakışıyor güneşle ay Sonsuz kucağında evrenin Dünya bir avuç Okul arkadaşlarını sev
Resim: Hakan Abdülhamid Cerrahoğlu Bize kalan nedir bir yaş gününden; Pastanın büyüklüğü mü? Kahkahalar, armağanlar, Yoksa arkadaşlar mı? Nedir kalan bir arkadaştan; Tanıştığımız yer ve gün, Birlikte gezdiğimiz sokaklar, Yoksa sözleri mi? Büyüdükçe değeri yaşananların; Hatıralar gönülde kalır, Unutulmaz arkadaşların kardeş yüzü
Gecenin çerçevesi kırıkboş bir bakış üstüneSahurun mahmur cinayeti işlenirBıçak konuşurKan utanırYıldız açarNesneler taraf tutar silmez kanıKalem oduna hakkını verirkenSabaha karşı, …
AteşSabrını öğrendim kızıl soyumunÖlümle terbiye edilenAteşin sesi hala der:Kardeştir Nar ile İncirOnun için gazelini yazar şairEyvanda kurulu sofralarİnce belli bardaklarda ışır günBaba bir somun ekmekAna şefkatli güneş olmalı‘ Für Eliz ‘ hüznü nedir bilmese deAçlığı hayat diye ısıranZalimin zulmüne dayanamadı üç etekTürküler kadar.Midyat’la Raman arasıKaç Süleyman görmüş o dağlardaUzak ve yakın tarihten utanmayarakİnsan ahı alınıyorTöre …
Sarı evlerin ışıklı duvarlarına Mihraba doğru yürürken sen Buklelerinden düşen çiçek yapraklarıydı Ay’ı kapatmayan bulutlara Yıldızlı gökyüzüne ve sana Sana Nastyenka sana Koca bir ömre sığdırılmış bir anlık mutluluk İnsandan başka gidecek yer yok “Bir anlık mutluluk koca bir ömürde az şey mi?” Kentin mutsuz insanları Doğadan uzak yaşamları Birbiri ardına sıralı donuk yüzler Bir …