Home/Şiir

Şiir

İSKEMLE

Yelda Karataş’a dünyandan uzanırsın bu boylu boyunca bulutlaraöyle ki güneş sımsıkı ısıtırbeklenenin aksineve sis kaplar dumanıylabu sefer artık zehir zemberek dolaşırsu birikintisi sonradolar su ve zehir ve subunca şeyden sonra sensen kökü nerede bilinmeyen bir ışık hüzmesisen ki yakutun sol camından izlersinbizi, yaşamı ve dengini yaşam seni seyreder der ki gözlerin ne renkyaşam sana bakar ve der …

NE ÇOK ÇİÇEK AÇIYOR

Ne çok çiçek açıyor,hiç savaş çıkmayacak gibi.Arılar polen dağıtıyorhiç ölmeyeceklermiş gibi, ölseler dekovanın yaşamı hep sürecek,hiç yangın çıkmayacak,hiç kuraklık olmayacakhep yeni döller,hep taze kan.Ağzımızda dinmeyen bir bal tadı,hiçbir fırtına kırıp dökemeyecekmişyıldızlara açılan penceremizi. O yüzden görmezden geliyor çocuklar solan çiçeğin toprağa düşüşünü.Görmezden gelmeliler çünkühiç savaş çıkmayacakmış gibi büyümeliler.Taze kalmalı kanları,kararmamalı yüreklerive seslerindearıların neşeli vızıltısı.Adımları güçlü,gözleri ışıklı.Hazırlıklı olmalılargörmezden gelemeyecekleri …

Zait

ZaitEy umudun türküsü daha kesilmedi kanımO utangaç çocukları ben doğurdumBen okşadım diri başaklarıReha, Eştar, Artemis adımÇamın yazgısı ve tanrılar tanrısıÖlümsüz kirpiklerimden akarDolunay’ın altın sinisindeMavi yaldızlı hayatın sırrına erer gibiÇözer saçlarımı dalgalarTaşın dingin ayağında yükselenIşıklı buğday başağı iki gözümAltın sunaklarda ve bakır taslardaÖzenle büyüttüm neslimiYıldızın her köşesindeki üçgenVe incirin kutsal sözü benimDirim kasıklarımda büyür..Ey topraktan gelenMavi …

KAPKARA BİR KÖLE

Bıkmışsa gün, bir geceye sığınır. Saatler gelir dize; sırtüstü yatmakta kahramanlar. Kazma, kürek ellerinde açsın biri pencerelerini. Kapkara bir köle kırbaçlanır radyo hikâyelerinden birinde. Bir nehri geçer düşten düşe, köprü altında; aman sesleri asılır yabansı bir titreyişle Romen rakamlı bir saatin içinde.  Odalar bekler yüreklerin iç kapılarında. Tüy gibi yumuşak kâbus sonlarına atılmış bir mitil. …

DURMUŞ SAAT 

Baktım,duvarda durmuş bir saat.Yoksa,başka bir zamanı mı gösteriyor?…………Noktalar mı?belirsizliğin sessiz tanıkları,bende duran gölgeler gibi.Zamanın dili tutulmuş,suskun bir nehir gibi akıyor içimden.Gölgeler yutkundu geceyi,ay, utancını sakladı bulutların ardına.Bir fısıltı geziniyor içimde,ne dünün sesi,ne yarının haberi.Kendi yankımda kaybolmuşum,bir nefes kadar var,bir sessizlik kadar uzak.Yine de,kırık bir yıldızkaranlığı yırtar, umut saçar.Her çatlakta bir sabah doğar,her yarada bir filiz …

EDİP CANSEVER’LE MASADA

masa artık eski masa değil Edip Canseverim masaya konulan bu dikkat celbi  küstüklerin vazgeçtiklerin sözün bedeli ve adaleti taşımak zorunda olduğumuz görünmez şeyler aynı değil her gün yeniden ant içeriz kültür canavarına kurbanının sembolleşmesi sanal alem ve linçleri seyir bitmez panoptikonda kavuşulan ünü sürekli haklı çıkarmak zorunda kalır insan şehirden sürülmesi gerekenin çaresizliği kriz varsa …

YERİM YÖREM SEVDA

Bir bilseniz ne çok severimÇapkın bakışlarıYana yana edilen o alaycı kelamlarıYerim yörem sevdadır ancakKaranlığa kilit vururum her güce inatBaharlar açarKalbimin sulu topraklarınaKül rengi değemez saçlarımaDallarım kiraz, gül yüzüm pespembeHüzünle yol alamam bu olgun yaşımda 

GECENİN HİKAYESİ

tütsülenmiş duaların ardından anın kadrajına takılı kalan fotoğrafları tozların arasından çıkarıp ateşin kollarına terk ettiğinde başlıyor gecenin asıl hikâyesi yanan her kahır zerresi yıldız tozuna karıştığında yeniden merhaba diyor ay ilk dördünde sönüyor tüm ışıklar   karanlıktan ürkse de omuzlarındaki benlerden kayıyor uykunun şefkatli ellerine yaş alsan dahi yanaklarında parlayan Alp çocuk ben parmaklarımda harfler kulağımda …

Kalem ve Toprak

…………………Metin Altıok ve Behçet Aysan’ın anılarına Bir kalem dikin toprağımaİki ucu da açılmış sipsivriBir elime bir gece yapraklarına Bir kalem dikin toprağımaTam da erken bahar vaktiAzar da kök salar belkiElim gece yapraklarına Bir kalem dikin mezarımaYan yana gelmemişSözcükler var daha (İnsan Aşklarının Külüdür-1993)

KOŞTU SES, UÇTU SÖZ

İçimdeki ses, söze dökülemeyen derinlikte Kemiğime değdi tiz bir yankının kesiği Tırıs giden bir at sanki koşuksuz, kanatsız  Söze dökülemeyen derinlikte içimdeki ses Gözüme uyku girmeyen gecenin karanlığında Yine o uzun yürümelerden birinde Yağmur taneleri döküldü yeryüzüne İçimdeki ses, yorgun ama ümitsiz değil Ritmik ve temkinli Kelimelerine gem vurmuş Kendi elinde dizginleri Bir öfkeyi dalga …