Dünyanın göbeğinde kurt Benim ellerimde barış kanıyor Kurtulmaya çalıştıkça Tırnaklarıma işliyor Dişlerimi sıktığım her gece Bir çocuğun uykusunu bölüyor Ortadoğu'da Ebabillerin ağlayan sesi değil Barışın suskun vebali Bir merminin kovanında saklı toz Bir askerin cebinde unutulmuş fotoğraf Kararmış kenarlarından Annesi gülümsüyor hâlâ Oğlunun göğsünde barış Bir süngü gibi saplı Sınır boylarında devrilen traktörler Sokaklarda biriken …
Dünyanın göbeğinde kurt
Benim ellerimde barış kanıyor
Kurtulmaya çalıştıkça
Tırnaklarıma işliyor
Dişlerimi sıktığım her gece
Bir çocuğun uykusunu bölüyor Ortadoğu’da
Ebabillerin ağlayan sesi değil
Barışın suskun vebali
Bir merminin kovanında saklı toz
Bir askerin cebinde unutulmuş fotoğraf
Kararmış kenarlarından
Annesi gülümsüyor hâlâ
Oğlunun göğsünde barış
Bir süngü gibi saplı
Sınır boylarında devrilen traktörler
Sokaklarda biriken o ağır sessizlik
Özünden kaçarken düşürülmüş bir hayat
Ve barış
Bir vedanın kucağında
Çürüyen bir hatıradan arta kalan
Unutulmuş bir söz
Barış
Bir tren istasyonunda terk edilmiş bavul
İçinde çürümüş mektuplar
Bir aşkın son nefesi
Mezar taşında yazılı değil
Bir ihanetin ilk adımı
Aynanın ardında bekleyen yüz
Hastane odasında ölüm
Araya çekilen gri perde
Ve o perdeye yazılmış
Silinmeyen leke
Üçüncü sayfada ucuz bir mürekkep izi
Dünün gazetelerine sarılmış
Bir köprü altı uykusu
Donmuş bir hayatın
Avucunda sıkıca tuttuğu
Son kırıntı
Barış
Ve savaş
Patlayan bombaların değil
İnsanın kendi içindeki o tiz çığlıktır
Zamanı kanatır zehrini emerken
Tıkar kulaklarını ruhunun nemli odalarında
Karanlığa gömmek için başını
Ve sağır bir gecenin ortasında
Kendi kendine fısıldanan bir intihar mektubudur
Yazar





