Müzik!Dalgalar mı, atomların dizilişindeki düzenin benimatomlarımın dizilişiyle çakışması mı!Hâlelerin eş düşmesi mi! Olanaksızlığın paylaşılmasımı! Bir şey işte!Nilgün MarmaraKökünü arıyor yeryüzü, suya küçülüyorarmonisiz bir müziğe doğruyumses atomları izimi sürüyorkimin rüyasına yakalandığını bilmeyendurgun beyazlık… düşüyorumellerimle düşünüyorum artıkaklımın endişesini bedenim oyalıyorten büyük cümlesen bunların hiçbirine aldırmıyorsunkarınca yuvalarını gözlüyor, uzun yürüyorumanlamları eksiksiz okumaktan,rahatsızım, bu sezgi açıklığındanyeraltı canlılarına yüksek perdemezar …
Müzik!
Dalgalar mı, atomların dizilişindeki düzenin benim
atomlarımın dizilişiyle çakışması mı!
Hâlelerin eş düşmesi mi! Olanaksızlığın paylaşılması
mı! Bir şey işte!
Nilgün Marmara
Kökünü arıyor yeryüzü, suya küçülüyor
armonisiz bir müziğe doğruyum
ses atomları izimi sürüyor
kimin rüyasına yakalandığını bilmeyen
durgun beyazlık… düşüyorum
ellerimle düşünüyorum artık
aklımın endişesini bedenim oyalıyor
ten büyük cümle
sen bunların hiçbirine aldırmıyorsun
karınca yuvalarını gözlüyor, uzun yürüyorum
anlamları eksiksiz okumaktan,
rahatsızım, bu sezgi açıklığından
yeraltı canlılarına yüksek perde
mezar önlerinde şarkı söylüyorum
ses göğe yükselsin anlam insin en dibe
girdiğin mağara seni uzaya çıkarabilir
şimdi sen dur, diyeceklerini hemen deme
sedir ağacının kabuğunda dilim
eşikaltı duyuşlara yakalanabilmeli insan
dokunarak işitiyorum arzuyu, akan özsuyu
herkes bilir
sessizlik koridorlarından geçer füsunkâr ses
görünürlüğümüzü eskitir bizim
hizasız dağılsa ya bir Stravinsky çılgınlığı
geçelim gürültüyü, balinalara gelelim
yarıklarımızda mavinin öfkesi öyle yüksek
ölümün elinden kurtarılmış saf zaman
yenil bir tek yas çığlığına
ebedi mağlup, doğaya gecikensin
beyaz su, göz gözeyiz gözlerimle
sayıklama ve sıyrık sustukça çoğalan
sen bil de söyleme sır seste
direnmeyi görünür kılabilir
dil yetmiyor, ama çığlık!
Yazar






