Home/7. Sayı

7. Sayı

12 EYLÜL SÖZÜN SUÇ SAYILDIĞI GECE

Gece, bir mektup zarfının yırtığından sıyrıldı.Ayak sesleri büyüdü; vakit, kapı aralıklarında donduRadyolar sustu, sessizlik kuşaklarca sürdüNemli duvarlarında işkence artığı hayatınBir el tarihi karalarkenKimse uyumadıveKimse uyanmadı o gece…  Bazı tarihler, takvim yapraklarında asılı kalır. Bazı tarihler, insanların sesinde düğüm olur. Bazı tarihler, bazı evlerde yıllarca fısıltıyla söylenen bir isimdir.Bir kadının tavan arasında sakladığı siyah beyaz bir …

YOLA YATMAZ ŞİİR

‘6. Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldızSürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk’Ece Ayhan  İmdi yetmişlerde çok sorardık ki şiiri içe içe sarhoştuk o zamanlar millet başka şeyler peşinde yuvarlanırken: Acep O taşı nasıl taşıdı ciğerinden çıkan ateşle başkaldıran insan deyip: Apoletlerini bir türlü sevemeyen şairlerin gözbebeklerinde büyüdük ki kimse bilmez, telli duvaklı evlilik …

Gözyaşıyla Söner mi Yangın

gözyaşıyla söner mi yangın ey ölüm ben ne aptalım  okunur mu yolladığım mektup tutuşmuş bir kalemle yazdığım  dağıldı oyuncak atımın boncukları bütün çeşmeleri kurudu sokağımın kapladı göğün yüzünü kara bir örümceğin ağı halden anlar mı acaba güneş ama o hiç sokak çocuğu olmadı uyumadı kaldırımda farelerle yanyana şair de olmadı hiç beyaz ince bir dizeyle …

EY YOLCU, RUHUNU SERÜVENE ÇIKAR

-Marco’ya Senin ruhun benim en dokunaklı yüreğim Ölümden söz etmek için vakit daha erken  At üzerinden bütün taşınmaz yüklerini. Sevginin adı varsın unutulsun. Sen keşfettin mavinin en derinini. Ruhunu bırak. Kendi girdabını bilmeyen bütün deliler gibi zamanı dinlemesin, bilmesin... Ruhunu serüvene çıkar. Bir ezginin hiç bilinmeyen notasına sal umutlarını. Yeryüzüne çığlıklar atan hiçbir yüreği incitmeden. …

KAĞIT VE KALEM 

Bir tuhaf iştir şiir. Sadece kâğıt ve kalemle yazılır sanki. Oysa çoğu zaman kanla yazılır ekmek üzerine silinmez harflerle… Şiir ritimseldir. Kelimeler anlamın sesini taşır. Toplumsal ve bireysel ritmin en arkaik halinden en modern haykırışına kadar! Hiçbir nesne, olay ya da konu, şiir dışı değildir ama hiçbir konu ya da öğe tek başına şiiri açıklamaz. …

“Hüthüt”

Sanki düğün olmuştur Sevmiş, sevilmiş, yenmiş, yenilmiş Çekmiş, çektirmiş Oyun hüzün olmuştur.  Düştür doğaldır içlenme Bezginlik göllerinde bir gece Karanlıkta senin de Yüzdüğün olmuştur. Ay peşinde Bitkin akşamlar nikotin Düşer bir gün giyotin Aksâdeler giyindiğin olmuştur. Süleyman ve Sabâ, hüthüt ve Belkis Söylerdi sorsaydık, geç git, bunlar - - Necatigil yok şimdi Belki bir gün …

Yara

Eylüldü- ki o gün Hatırlamayı unutmamak sanma Gelinceye dek bugünlere Zamanın tuzu birikmiş Basılacak yaram(ız)a hala Pıhtı acıtır vicdanı Bir tırnağa bakar kanaması Damar üzeridir Kopar diye korkarım  Bak küsmüyorum artık Yaşadıklarımızdan Ayrı düşsek de birbirimize Adalet anadır- bize Duymadığımız vasiyetiyle " Sevgide arama beni Ama sen yine de Bak zeytin ağaçlarına, Anla yeniden kendini"

bir yudum daha

kumsalın gel git sesi fısıltılarımı bir sen duyuyorsun  kucağına yerleşti cümlelerim parmak uçlarınla beni tutuyorsun omuz boşluğunda başım başım şiire denk bir pencere aralık - yüzün yüzün geceme denk bir yudum daha alsam senden sarhoş eder bakışların kapımda bir çiçekle belirirsen uykulu ya da uyanık - seni hep ben kucaklarım

kaç kere erkek

Süpürdü tozunu şehrin Mikail amca  Mikail amcanın etliyle sütlüyle yarası var Sigarası kenarında ağzının bir sesi türküde bir sesi oğlunun son sözünü dinliyor Uğultusu ıslık gibi burnumu sızlatıyor Annem oyalı mendiliyle konuşurken ben babamı özlüyorum Anne, kim daha erkekse ben ondan iki kat daha erkeğim üç kat beş kat Şimdiyse duvarlara Cumhuriyet yazılı Bu dilimizde …

Derun

İçe açılan yollar var sonbahar uzanmış dallaraHer bir sesin yankısı hiç duyulur mu sorsan dünyayaYana yakıla aradım durdum bir rüyaymış zatenUyandı gece, beyaz bir duvardan geçtim o an Kandım bir yağmurun incecik salınışınaEndam ki gör sen ne ufka bakar ne alımınaBak içimde bir tufan baştan başa yaratılmışçasınaZarif bir seyrin ummanı olmayacaktım aslındaGöz, kör bir eyer tutmuş …