Home/Şiir

Şiir

Yara

Eylüldü- ki o gün Hatırlamayı unutmamak sanma Gelinceye dek bugünlere Zamanın tuzu birikmiş Basılacak yaram(ız)a hala Pıhtı acıtır vicdanı Bir tırnağa bakar kanaması Damar üzeridir Kopar diye korkarım  Bak küsmüyorum artık Yaşadıklarımızdan Ayrı düşsek de birbirimize Adalet anadır- bize Duymadığımız vasiyetiyle " Sevgide arama beni Ama sen yine de Bak zeytin ağaçlarına, Anla yeniden kendini"

bir yudum daha

kumsalın gel git sesi fısıltılarımı bir sen duyuyorsun  kucağına yerleşti cümlelerim parmak uçlarınla beni tutuyorsun omuz boşluğunda başım başım şiire denk bir pencere aralık - yüzün yüzün geceme denk bir yudum daha alsam senden sarhoş eder bakışların kapımda bir çiçekle belirirsen uykulu ya da uyanık - seni hep ben kucaklarım

kaç kere erkek

Süpürdü tozunu şehrin Mikail amca  Mikail amcanın etliyle sütlüyle yarası var Sigarası kenarında ağzının bir sesi türküde bir sesi oğlunun son sözünü dinliyor Uğultusu ıslık gibi burnumu sızlatıyor Annem oyalı mendiliyle konuşurken ben babamı özlüyorum Anne, kim daha erkekse ben ondan iki kat daha erkeğim üç kat beş kat Şimdiyse duvarlara Cumhuriyet yazılı Bu dilimizde …

Derun

İçe açılan yollar var sonbahar uzanmış dallaraHer bir sesin yankısı hiç duyulur mu sorsan dünyayaYana yakıla aradım durdum bir rüyaymış zatenUyandı gece, beyaz bir duvardan geçtim o an Kandım bir yağmurun incecik salınışınaEndam ki gör sen ne ufka bakar ne alımınaBak içimde bir tufan baştan başa yaratılmışçasınaZarif bir seyrin ummanı olmayacaktım aslındaGöz, kör bir eyer tutmuş …

Torino Atı

Torino’da bir kara kış; dinlenirdim elbet ciğerlerimi kesebilse kör bıçak bu ayaz. Kopsa koşumlar, bitse bu sefil pazar. Ne çare! Hoyrat, doyumsuz ve "aman"sız bir yükle, yüz - sayamadım belki bin yıllık yorgunluk dizlerimde. Çekiyor beni toprak, bu buz tutmuş taşlar. Bilmem bilir misin ne demek o kadim dilsiz öfke? Gövdem kaç defa yıkılmak istedi, …

senin -için

sözde bir -dişi gece arsız ışık ağrılı uyanır diri yanakları yırtık dizinin kapakları eksik eski toprak ayak izini dişsiz ısırır kendini kendinden eler dikenine küs bir çiçek iliğinden içer delik gönlü çengelli iğneyle diker her yerinden sürgülü gözleri -mavi yüzü gök uykusuz geceden işaret parmağı saklanır gençliğinden gidemez ki dizinin dibinden için-de sen The Substance …

Çünkü Barış

Ruhumla sarmaş dolaş renkler gibiyim bu sabah, Kumsala gökyüzünü süsleyen kuşlar çiziyorum. Uzak şehirlerin bağrına uzanan Umut dolu bir aydınlıkta Paylaşılan bir dilim ekmek, Bir tas çorba ile doyacak bütün insanlar, biliyorum. Ve doydukça güzelleşecek bu dünya. Bir çocuğun yanağından süzülen gözyaşı gibi, Ağladıkça arınacak karanlıklar. Ve tüm kavgaları örtecek Sokaklara taşan çocuk sesleri. Çünkü …

Bayram

Uyanıp bir sabah, kenarı oyalı mendille kalbimin tozunu alsam. yine arife gününde kız çocuğu olsam, yıkansam, uzasam annemin ellerinde.  sütü yetmeyende yaprakları geceyle dost, yaprakları yıldızla kardeş, zeytin ağaçları beni emzirse. Ege denizi yatıya kalsa kondumuzda, ben büyüyene, ben gözüm kapalı kekik kokusu çağırmayı becerene dek gitmese. renkli ampuller asıp damımızdaki sarmaşığa, soframız Zekeriya, dillerimiz …

İnce Soluk

ince bir güneş ört üstüme bu zemheri vaktinde ürperen nergislerimi sakla  bu gölgeli toprakta yaşam soluk alıyor  kuşluk sokağında bir adam iki kuzu taşıyor rüzgâr kokusunu taşıyor doğumun göğüslerim sızlıyor az şey biliyor insan, biri de bu işte her şeye biraz kan karışıyor biraz su ver bana bu kurak günlerde yaşam tütüyor tundrada bile iki …

SAĞIR GECEDE FISILTI 

Dünyanın göbeğinde kurt Benim ellerimde barış kanıyor Kurtulmaya çalıştıkça Tırnaklarıma işliyor Dişlerimi sıktığım her gece Bir çocuğun uykusunu bölüyor Ortadoğu'da Ebabillerin ağlayan sesi değil  Barışın suskun vebali  Bir merminin kovanında saklı toz Bir askerin cebinde unutulmuş fotoğraf Kararmış kenarlarından Annesi gülümsüyor hâlâ Oğlunun göğsünde barış Bir süngü gibi saplı Sınır boylarında devrilen traktörler Sokaklarda biriken …